Bir Yılda Yüzlerce Saldırıya Uğrayan Deniz İşçileri: Armatörler Canımızı Hiçe Sayıyor

13.09.2026 14:44
Bir Yılda Yüzlerce Saldırıya Uğrayan Deniz İşçileri: Armatörler Canımızı Hiçe Sayıyor

Gemi kazaları ve denizlerdeki savaş saldırıları nedeniyle sadece 2026 yılında 318 kez hedef olan deniz işçileri yerli armatörlerin zorlamalarıyla çalıştırıldıklarını duyurdu. Gemi kazalarının faturasının mürattebata kesilmeye çalışıldığını söyleyen işçiler denetimsizliğe ve çalışma koşullarına dikkat çekti.  Karadeniz'deki saldırıda yaşamını yitiren denizci Savaş Çakar'ın kardeşi Abbas Çakar, 'Ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ahlaksızlıktır, cinayettir. Deniz emekçisi kimsenin hedef tahtası değildir' dedi.

AYDINLIK YOL- Son günlerde Girne ve Silivri'deki gemi kazalarının ardından çalışma koşullarını kamuoyuna duyurmak isteyen deniz işçileri Kadıköy İskele Meydanı'nda bir araya geldi. 'Denizlerdeki denetimsizliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz' diyen işçiler; "Yaşananlar kaza değil, ihmaller zincirinin ve kâr hırsının getirdiği cinayetlerdir" ifadelerini kullandı.

Deniz İşçileri Platformu adına Ahmet Baran Çen'in yaptığı açıklamada; Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD ve İsrail'in Ortadoğo'daki saldırıları gibi bölgesel savaşlarda deniz işçilerinin işten kaçınma hakkının yerli armatörler tarafından hiçe sayıldığı vurgulandı.

Açıklamada; "Karadeniz'de, İran-İsrail/ABD savaşıyla Hürmüz Boğazı'nda ve Husilerin saldırılarıyla Kızıldeniz'de sivil ticaret gemileri açık birer hedefe dönüşmüştür. Büyük kurumsal filoların girmekten çekindiği bu ölüm rotalarına, savaş riskinin getirdiği yüksek navlun gelirlerine tamah eden yerli armatörler, yaşlı ve bakımsız hurda gemileri pervasızca sürmektedir. Uluslararası sözleşmeler ve kurallar gereği denizcilerin savaş bölgesine gitmeyi reddetme hakkı bulunmasına rağmen, armatörler işsizlik tehdidiyle ve hukuken geçersiz kıldıkları sözleşme maddeleriyle denizcilerin canını hiçe saymaktadır" denildi.

'HURDAYA AYRILMASI GEREKEN GEMİLER ARIZA SINIRINDA ÇALIŞTIRILIYOR'

Denizciliğin dünyada en çok kural ve belgenin olduğu sektör olmasının görünüşte olduğu belirtilen açıklamada, işletmecilerin 'denetimden geçsin, pervane dönsün' mantığıyla hareket ettiği vurgulanarak; "Armatörler, hızlı sermaye birikimi sağlamak için hurdaya ayrılması gereken, standart altı gemileri ucuz maliyetlerle satın alıp arıza sınırında, yorgun mürettebatla çalıştırmaktadır. Peki ama bu gemiler; bayrak devleti, liman devleti (PSC) ve klas kuruluşlarının denetimlerinden nasıl geçmektedir? İdarelerdeki rüşvet çarkları, denetimlerin kâğıt üzerindeki eksikliklere ve anlık görüntülere dayalı olması, denizcilerin hayatını tehlikeye atan, çalışmaya hiç uygun olmayan regülasyonlar kazalara davetiye çıkarmaktadır. Ayrıca "Elverişli Bayrak" sistemi sayesinde armatörler, Panama, Liberya gibi bayraklarla yerel denetimlerden kaçarak yasal boşlukları kendi lehlerine kullanmaktadır" ifadelerine yer verildi.

'YALITILMIŞ OLABİLİRİZ AMA ÖLÜM FERMANINI YIRTMAK MÜMKÜNDÜR'

Denetimlerin kağıt üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Deniz İşçileri Platformu, maliyetleri kısmak adına eksik personelle, 14 saate varan mesailerle ve yetersiz kumanyayla çalıştırıldıklarını ifade etti. Bu duruma karşılık olası facialarda ise sorumluluğun mürettebata kesildiğinin ifade edildiği açıklama şu şekilde sonlandırıldı:

"Biz deniz işçileri, açık denizin getirdiği fiziki izolasyon ve karmaşık hukuk düzeni yüzünden yalıtılmış olabiliriz. Yıpranma paylarımız elimizden alınmış, günde 14 saate varan çalışma sürelerine mahkum edilmiş olabiliriz. Ancak yalnız değiliz! Yakın zamanda Samsun demir sahasında dört ay maaş alamayan, susuzluğa ve açlığa terk edilen Volgo-Don 5021 mürettebatının fiili grevi ve kazandığı zafer, meşru direnişin gücünü hepimize göstermiştir.

Deniz İşçileri Platformu olarak tüm denizcilere açık çağrımızdır: Karşı karşıya kaldığımız bu kuralsızlık düzenini, idarelerin göz yumduğu kâr hırsını ve adeta birer tabutluk olan standart altı gemilerde bizlere biçilen ölüm fermanlarını yırtıp atmak ancak bir araya gelerek mümkündür. Güvencesizlik rejimine karşı; taban odaklı ve bağımsız bir dayanışma hattı kurarak örgütlenmeliyiz. İnsanca yaşamak, standart altı gemilerde can vermemek ve haklarımızı alabilmek için deniz işçilerinin tek kurtuluşu örgütlü mücadelesindedir.Deniz Mücadeledir!"

DRON SALDIRISINDA YAŞAMINI YİTİREN DENİZCİNİN KARDEŞİ: KARADENİZ'DE YAŞANANLAR SAVAŞ SUÇUDUR

Açıklamada geçen ay Rusya'nın Taman Limanı'ndan kömür yükleyerek Karadeniz'e açılan Reyhan Sarı gemisine yapılan dron saldırısında yaşamını yitiren Savaş Çakar'ın kardeşi Gazeteci Abbas Çakar da söz aldı. Çakar, gazetecilerin yazdığı haberlerde sadece rakamların bulunmadığını belirttiği konuşmasında; "O aralardaki rakamların her birinin arkasında ateş düşen aileler var. Ben o ateşi özbeöz abimi kaybettiğimde yüreğimde hissettim. Bugün buradan Kadıköy'den açıkça sormak zorundayım. Uluslararası sularda ekmeğinin peşinde koşan silahsız gemiler hangi hakla, hangi hukukla vuruluyor" dedi. 

"Karadeniz ve uluslararası sularda yaşananlar açıkça bir insanlık suçudur" diyen Çakar, devamında saldırılara karşın yetkililerin harekete geçmediğini vurguladığı şu konuşmayı yaptı:

"Silahsız savunmasız ticaret gemilerine dronelarla saldırmak doğrudan bir savaş suçudur. Abim Savaş ve bugüne kadar hayatını kaybeden üç Türk vatandaşımızı bu suların ve o savaşın tarafı olmayan masum denizcilerimizi bu anlamsız şiddet yüzünden toprağa verdik.

Denizcilik dünyanın en zor mesleklerinden biridir. Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız tablo bir bir kaza ya da doğal bir iş değildir. Korunmasız gemilerin hedef alınması uluslararası deniz hukukunun ayaklar altına alınmasıdır.

Ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ahlaksızlıktır, cinayettir. Deniz emekçisi kimsenin hedef tahtası değildir. Mavi vatanı ve dünya ticaretini sırtlayan bu insanlar tarafı olmadıkları çatışmalarda bedelini canlarıyla ödemek zorunda bırakılamaz. Gemiler ekmek kapısıdır. Masum insanların hedef alındığı birer tuzak olamaz.

'TEPKİSİZLİK MASUMA İHANETTİR'

Ancak bizi en az bu saldırılar kadar yaralayan, öfkelendiren bir başka gerçek daha var: Yetkililerin bu vahşet karşısında derin sessizliği.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin yöneticileri uluslararası sularda insanlarımız vurulurken, savaş suçu işlenirken sessiz kalmamalıdır. Görmezden gelinerek sürdürülen bu duruş saldırganları daha da cesaretlendirmektedir. Masum tüm denizcilerin canı her şeyden kıymetlidir. Bu tepkisizlik masuma ihanettir. Şehit edilen denizcilerimizin kemiklerini sızlatmaktadır. Maalesef pek çok aile bu acıyı yaşadığında yalnız hissedip kabuğuna çekiliyor. Buradan hepsine sesleniyorum. Yalnız değilsiniz."

2026 YILINDA 318 SALDIRIDA 38 DENİZCİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Öten yandan Deniz İşçileri Platformu Veri Tarıma Komitesi'nin hazırladığı rapor sivil gemilere yapılan saldırıların boyutunun ciddiyetini de gösteriyor. Sadece bu yıl 318 saldırıda 38 denizci yaşamını yitirdi.

*Tabloyu mobilde düzgün göremiyorsanız, ayarınızı masaüstü olarak değiştirin.

YIL          SALDIRIYA UĞRAYAN GEMİ          TÜRK BAYRAKLI          ÖLEN          YARALANAN
2022          19                                                      0                                    5                   13
2023          10                                                      1                                    1                   10
2024          10                                                      1                                    1                   8   
2025          31                                                      2                                    9                   7
2026          318                                                    4                                   38                 45
TOPLAM   388                                                    8                                   54                 83


Raporun tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

 

Son güncelleme: 20.09.2026 12:05