Cebeci Öğrencileri: Taciz ve İstismar Failleri Yerine Mağdurlar Suçlanıyor
Cebeci Kadın ve LGBT+ Dayanışması, kampüslerinde kadın ve LGBT+ öğrencilerin, yıllardır dile getirdiği cinsiyetçi söylem, taciz ve istismar iddialarına ilişkin bir bildiri yayımlayarak üniversite yönetiminin failleri değil mağdurları suçlayan tutum aldıklarını duyurdu.
Ankara Üniversitesine bağlı Cebeci Yerleşkesindeki öğrenciler Cebeci Kadın ve LGBT+ Dayanışması imzasıyla kampüste gerçekleşen taciz ve istismarların ardından üniversite yönetiminin soruşturma süreçlerinde mağdurların sorgulandığı ve kurum itibarının öğrenci güvenliğinin önüne geçirildiği öne sürdü. Yapılan açıklamada "Kampüsler, eril tahakkümün ve cezasızlığın alanı olamaz” denildi.
Cebeci Kadın ve LGBT+ Dayanışması tarafında yayımlanan bildiride, üniversitelerin; özerk, demokratik, bilimsel düşüncenin üretildiği alanlar olması gerektiği belirtirken, soruşturma süreçlerindeki bürokratik mekanizmaların, faili aklamak için adeta koruyucu bir unsur haline geldiği savunuldu.
Açıklamada kadınlar ve LGBT+ öğrencilerin karşı karşıya kaldığı taciz, istismar ve ayrımcı uygulamalara dikkat çekilerek, bu sorunların münferit olaylar olarak değil, “sistematik hale gelen” bir uygulama içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
'MAĞDURLAR SORGULANIYOR'
Bildiride, “iddianın muhatapları değil; mağdurlar sorgulanmaktadır” denilerek, şikâyette bulunan kadın öğrencilerin kurumun itibarını koruma anlayışı nedeniyle hedef haline getirildiği ileri sürüldü.
Açıklamada ayrıca bazı öğrencilerin “itibar suikastı” yapmakla suçlandığı, bazı durumlarda ise kurumların soruşturma konusu olan akademisyenlerle ilgili emeklilik ya da görevden ayrılma gibi yollarla süreci ört bas etmeye çalıştığı ileri sürüldü. Bu uygulamaların cezasızlık kültürünü beslediğini savunarak, soruşturma mekanizmalarının mağdurların güvenliğini ve haklarını merkeze alması gerektiğini vurgulandı.
Bildiride, kadın öğrencilerin kampüslerden çekilmek yerine mücadeleyi sürdürme kararlılığı da ifade edildi.
Cebeci Kadın ve LGBT+ Dayanışması, üniversitelerdeki cezasızlık mekanizmalarına ilişkin daha önce dile getirilen iddiaların takipçisi olacaklarını belirtti.
Açıklamanın tam metni ise şu şekilde:
"Susmuyoruz: Kampüsler Eril Tahakkümün ve Cezasızlığın Alanı Olamaz!
Üniversiteler, özerk, demokratik, bilimsel düşüncenin üretildiği alanlar olması gerekirken; Eril kapitalist düzende, eşitsiz tahakküm ilişkilerin ve cezasızlık kültürünün yeniden üretildiği alanlara dönüşmüştür. Bilhassa kadınlar ve LGBT+ öğrenciler için tacizin, istismarın, ayrımcı politikaların sistematik hale geldiği kampüslerde, hiyerarşik ve bürokratik süreçler de bu mekanizmanın kusursuz işlemesi için adeta koruyucu bir kalkan görevi görmektedir.
Mağduru Değil, Düzeni Koruyan Mekanizma!
Hepsini görüyoruz, biliyoruz ve tek tek ifşa ediyoruz:
Fakültelerde taciz ve istismar failleri herkesçe bilinirken üniversite yönetimleri ne yapıyor? Kendi kurumsal kimliklerini ve fail hocaları korumak için soruşturma dosyalarını sümen altı ediyor, istismara uğrayan mağduru, adeta şeytanlaştırarak, hedef gösterip suçlu ilan ediyorlar! Mağduru, “iftiracı” kisvesiyle yalnızlaştırarak suç ortaklığı yapıyorlar!
ODTÜ Biyoloji Bilimler öğrencisi bir arkadaşımız, İbrahim Kaan Özgencil isimli araştırma görevlisi tarafından uğradığı sistematik cinsel saldırıyı, şantaj ve tehditleri ifşa ettiğinde de üniversite yönetimi benzer tutumları sergilemişti. ODTÜ yönetimi idari soruşturma sürecinde faili kamuoyundan gizleyerek, idari izin hakkıyla adeta ödüllendirmiş açıkça fail aklamıştı.
2024 senesinde işlenen Rojin Kabaiş cinayetinde de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörlüğü devlet ile işbirliği yaparak cinayeti örtbas etmeye ve Rojin’in sıra arkadaşlarının hak arayışını engellemeye çalışmıştı.
Bugün Cebeci Kampüsü’nde de öğrencilerin yıllardır dile getirdiği cinsiyetçi söylemler, taciz ve istismar iddiaları karşısında iddianın muhatapları değil; mağdurlar sorgulanmaktadır. Mağdur arkadaşlarımız, tamamen faili aklama mantalitesiyle kurgulanmış soruşturma süreçlerine maruz kalıyor, kurum itibarını, mağdur öğrencilerin güvenliğinin önünde tutan bir anlayışla şikayette bulunan kadınlar, hedef gösteriliyor, arkadaşlarımız “itibar suikastı” yapmakla suçlanıyor, koşullar uygunsa kurum faili apar topar emekli ederek olayı unutturmaya çalışıyor. Fail akademisyenler ise bu cezasızlık politikalarından güç alarak genç kadınları istismar etmeye devam ediyor. Biz kadınlarsa her gün bizler için daha da tehlikeli hale gelen kampüslerimizi terketmeyecek, fail akademisyenleri ifşa etmeye devam edeceğiz!
Buradayız, Korkmuyoruz, Susmuyoruz! İfşa Ediyoruz!
Bizler ne dekanlıkların soruşturma tiyatrolarına, ne faillerin üzerlerine zırh gibi geçirdikleri akademik unvanlara boyun eğeceğiz! Kampüslerimizi, faillerin fakülte koridorlarında ellerini kollarını sallayarak yürüdükleri, mağdurların ise suçlu ilan edilerek kendi kampüslerinden soyutlanmak zorunda kaldıkları güvensiz alanlar olmaktan çıkaracağız!
Akademide taciz faili akademisyenleri de homofobik-transfobik söylemleri de istemiyoruz!
Cebecili Kadın ve LGBT+ ‘lar Olarak Çağrımızdır:
Kampüsler tüm kadın ve LGBT + bireyler için güvenli hale gelene kadar tüm fakültelerde; amfilerde, kantinlerde tacizci hocalara, onları koruyup kollayanlara karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yükseltetelim! Kadınlar ve LGBT+ bireyler için baskı ve sindirme mekanizması haline gelen çürümüşlüğü teşhir edelim!
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Koruma, aklama, failleri yargıla!
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!"