İranlı Maoistler ABD'ye Kapıyı Kapadı: Emperyalistler Halkın Yararına Bir Değişikliğe İzin Vermezler

28.02.2026 21:21
İranlı Maoistler ABD'ye Kapıyı Kapadı: Emperyalistler Halkın Yararına Bir Değişikliğe İzin Vermezler

İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist) Merkez Komitesi, “İran’da Devrimin Stratejisi” belgesini kamuoyu ile paylaşarak bu belgeyle beraber yeni bir faaliyet dönemine girdiğini açıkladı. "Devrim Stratejisi" belgesiyle birlikte açıklanan yol haritasında Serbedaran Devrimci Grupları’nın oluşturulması ve örgütlenmesi ana hedef olarak belirlendi.

İçinde buluduğumuz şu saatlerde ABD-İsrail’in askeri müdahalesine maruz kalan İran’da iktidardaki gerici molla rejimi ile emekçi halk kitleleri arasındaki çelişki bugün İran dışında bütün dünyanın yakın ilgisine mahzar olmuş durumda. Ana akım medya, İran’a uygulanan ağır ekonomik ambargo şartlarını es geçerek, İran’da yaşayan insanlar için artık bıçağın kemiğe dayandığını, gelinen noktada rejimin pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve insanların büyük kısmının artık ABD’nin müdahale etmesini, bu yolla rejimi yıkmasını veya onu zayıflatarak yıkılmasına neden olacak olaylar silsilesini başlatmasını umduklarını sıklıkla iddia eder oldu.

Peki gerçek böyle mi? Saldırıların bugün (28 Şubat) gerçekleşen ilk dalgasına halkın verdiği tepkiye bakarsak, Mossad, CIA ve Şah Pehlevi’nin çağrılarının aksine, ABD-İsrail saldırganlığına karşı İran bayraklarıyla sokaklara döküldüğü gözleniyor.

Ağır ekonomik ambargoların etkisinin yanı sıra, “bağımsızlıkçı” gibi görünse de neo-liberal dünyaya entegre olmaya dünden razı olan, her koşulda oyununu neo-liberalizmin kurallarına göre oynayan ve ambargoları aşmak adına yeni bir ayrıcalıklı oligark sınıfını doğurmuş olan İran iktidarı, beklendiği gibi toplumsal muhalefeti belki birçok üçüncü dünya ülkesinde görülmeyecek kadar sert şekilde karşılayarak göz açtırmıyor.

Ali Hamaney ve Şah Rıza Pehlevi ikilemine sürüklenmiş yoksul İran halkı ve İran toplumsal muhalefetinin temsilcileri ise halkın bağımsızlık ve özgürlük yolunu açmak için oldukça uzun yıllardan beri çetin bir mücadele içindeler.

İran’daki toplumsal mücadelenin önemli temsilcilerinden biri olan İran Komünist Partisi (MLM) Merkez Komitesi, “İran’da Devrimin Stratejisi” belgesini kamuoyu ile paylaşarak bu belgeyle beraber yeni bir faaliyet dönemine girdiğini açıkladı. "Devrim Stratejisi" belgesiyle birlikte açıklanan yol haritasında Serbedaran Devrimci Grupları’nın oluşturulması ve örgütlenmesi ana hedef olarak belirlendi.

“TOPLUMUMUZ TARİHİ BİR DÖNÜŞ NOKTASINDADIR”

İran Komünist Partisi (MLM)'nin mevcut durumda yeni bir faaliyet aşamasının başlangıcını ifade ettiğinin altı çizilen açıklamada “Toplumumuz tarihi bir dönüş noktasındadır. Halk, İslam Cumhuriyeti ile kesin bir hesaplaşma yapma konusunda kararlıdır ve İslam Cumhuriyeti, kanlı baskı olmadan egemenliğini sürdürememektedir. İslam Cumhuriyeti'nin durumu, emperyalist dünya sistemindeki kaosun etkisiyle de oldukça kırılgan hale gelmiştir. Eski dünya düzeni paramparça olmuştur ve durum birbirini izleyen sürprizlerle doludur. ABD emperyalizmi de bu rejimle kesin bir hesaplaşma peşindedir.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın devamında, “Savaşı başlatmak için zayıf bir güçten güçlü bir güce dönüşmeliyiz. Bu yoldaki en önemli siyasi engel, her türden gerici, fırsatçı, milliyetçi, karşı-devrimci gücün siyasi sahneyi doldurmuş olmasıdır. Sosyalist devrim projesi, onu zafere ulaştırmak için silahlı mücadele yönü de dahil olmak üzere tüm yönleriyle sahnede olmadığı sürece, ‘herşey’ vardır” denildi.

Bu stratejiyi hayata geçirecek olan örgütlenme hamlesi ise "Serbedaran* Devrimci Grupları" olarak formüle ediliyor ve Serbedaran Devrimci Grupları’nı oluşturmak için formüle edilen ilkelerin, günümüzün siyasi özelliklerini stratejik bir yaklaşım temelinde kapsayacak şekilde düzenlendiği iddia ediliyor.

“EMPERYALİSTLER, HERHANGİ BİR ÜLKE HALKININ YARARINA EN UFAK BİR DEĞİŞİKLİĞE ASLA İZİN VERMEZLER”

İran İslam Cumhuriyeti’nin bir dış müdahale ile yıkılması fikrini de ele alan açıklamada konuya ilişkin olarak şu sözlere yer verildi:

“Rejimin baskı gücünün yüksek olması nedeniyle, devrimci güçlerin hükümetle savaşıp kazanamayacağı, bu yüzden ‘dış güce’ başvurulması gerektiği propagandası yapılıyor. Bu yanlıştır. Birincisi, 1979'un çok da uzak olmayan deneyimi ve Şah'ın monarşi rejiminin yerini çok daha iğrenç bir rejimin alması, her ‘değişimin’ olumlu bir değişim olmadığını gösterdi. Varlıkları dünya halklarına uyguladıkları iğrenç zulümleri ve sömürüleriyle kök salan ‘büyük’ güçler, bu ülke veya başka herhangi bir ülke halkının yararına en ufak bir değişikliğe asla izin vermemişlerdir ve vermeyeceklerdir. Bu, dünya halklarının defalarca ve acı bir şekilde deneyimlediği bir gerçektir ve tekrarlanmasına gerek yoktur.

İkincisi, güçlü emperyalist ordular, başlangıçta zayıf olan devrimci güçler tarafından defalarca yenilgiye uğratılmıştır ve bunun son örneği Vietnam Savaşı'dır. İslam Cumhuriyeti'nin askeri güçleri, yenilemeyecek kadar güçlü değildir; Amerikan ordusundan daha güçlü değiller. Bunlar önceden kanıtlanmış gerçeklerdir ancak gençlerin bilincinde yer etmemektedir ve bu çok büyük bir sorundur. Çünkü devrimci savaşın omurgası ve stratejik liderleri bu gençler arasından çıkmalıdır ve onların düşünceleri değişip, devrimin ne olduğu, neden gerekli olduğu ve nasıl zafere ulaştırılabileceği konusunda bilimsel bir bilinç kazanmadıkça, böyle bir rolü asla oynayamayacaklardır.

Düşmanın yıkıcı ve ölümcül gücünü ciddiye alıyoruz ancak bu meseleye bilimsel bir bakışla bakıyoruz ve bu gücün yenilebileceğini görüyoruz. İnsanların bu gücün pratikte yenilebileceğini hayal edememesinin nedeni, tüm sistemin çelişkili doğasına bilimsel olarak bakmamalarıdır. Bu sistem sadece bizim mücadelemizle yıkılmayacak. İslam Cumhuriyeti sisteminin, tek tek ve bazen hep birlikte açığa çıkan ve rejimi varoluşsal krizlere sokan çok sayıda fay hattı vardır. Sistemin krizleri, esas olarak iç çelişkilerinin çözümsüzlüğünün ürünüdür. Ancak hiçbir hükümet kendiliğinden devrilmez. Bunun için devrim gereklidir. Bu zayıflıkları kullanıp devrimin yolunu açacak, örgütlü bir devrimci güç gereklidir. Biz meseleye böyle bakıyoruz.”

SERBEDARAN DEVRİMCİ GRUPLARININ TEMEL YAKLAŞIMLARI

Yapılan açıklamada, Serbedaran Devrimci Grupları’nın Temel Taahhütleri ve Yaklaşımları ise şu şekilde sıralanıyor:

- Yabancı devletlere bağlı siyasi, paramiliter ve askeri gruplarla hat çekmek ve sınır koymak başat ilkelerdendir.

Bunlarla İslam Cumhuriyeti'nin siyasi, askeri ve paramiliter kurumları arasında özsel bir fark yoktur. Hepsi halkın düşmanıdır. Serbedaran Devrimci Grupları’nın görevlerinden biri, paralı yabancı askeri güçlere katılmayı "olumlu" gören veya "başka yol yok" diyerek meşrulaştıran gençlerle ciddi şekilde mücadele etmek ve onları bu çıkmaz yoldan sakındırmaktır.

- “İran’da Devrimin Stratejisi” belgesine bağlı olarak devrimin propagandasını yapmak ve örgütlemek

- Bu mücadelede bağlı kalınması gereken onurlu ahlaki ilkelerin en başında “ser vermek ama sır vermemek”

- Kadınların öncülüğünü kabul etmek ve bu öncülükleri güçlendirmek

- Rejimin ajanlarına ve onların militan çevrelere sızmasına karşı her zaman uyanık olmak

*Serbedaran adı, İran Komünistler Birliği liderliğinde İslam Cumhuriyeti'ni devirme hedefiyle 5 Şubat 1982'de Amul şehrinde gerçekleşen Serbedaran Ayaklanması'ndan alınmıştır.

Kaynak: cpimlm.org

Son güncelleme: 02.03.2026 17:59